İletişim Ne İş Yapar? (Yoksa Benim Gibi Tekerleme mi?)
Hadi gel, seninle iletişim dünyasına girmeden önce bir düşünelim. İletişim ne iş yapar, gerçekten? Birileri mikrofon tutup “Herkese günaydın!” dedikten sonra ne oluyor? Ya da bir “Hadi buluşalım” mesajı attığında, o kişi ne hissediyor? İşte burada işler biraz karışıyor.
Bir yanda “Hadi buluşalım” diyen, diğer yanda hemen “Görüşelim ama önce bir şeyler yapmam lazım, belki bir kahve içeyim” diyerek mesajı okuyan, içinden “Benim aslında bir kahveye ihtiyacım yok, ama acaba o da mı benzer bir şey hissediyor?” diye düşünmeye başlayan bir insan var. Bu, tipik bir iletişim durumu. Çünkü iletişim, her şeyin tam da ne söylediğimiz değil, ne hissettiğimiz olduğunu gösteriyor.
Ama ne kadar kafa karıştırıcı, değil mi? Ne demek istediğimi anlatmak için önce şu diyaloğu bir canlandıralım:
Buluşma Planı:
Ben: “Hadi buluşalım mı?”
Arkadaşım: “Tamam, ama önce bir kahve içeyim, sen de gel?”
Ben: “Ama sen bir şeyler yapman gerektiğini söylemiştin?”
Arkadaşım: “Evet, aslında kahve içmek de bir şeyler yapmak gibi sayılır.”
Şimdi, bakın! İletişim her zaman bu kadar basit olmuyor. Bir sürü alt metin, niyet ve küçük düşünceler devreye giriyor. Kısacası, iletişim ne iş yapar? İnsanlar birbirlerine ne söylediği kadar, ne hissettiklerini de birbirlerine aktarır. Ve bizler de bu “duygusal” işi bazen oldukça ciddiye alıyoruz.
İletişimin Temeli: Mesajın Arkasında Yatan Duygu
İletişim dediğimiz şey, sadece bilgi paylaşmak değil, bir duygunun taşıyıcısı olmak. Arkadaşın seni aradığında sadece seni görmek istediği için mi arar, yoksa “Birinden laf duydum, sana bir şey soracağım” diye mi? İletişimcinin (bunu biraz abartarak) sorumluluğu burada başlıyor.
Bir sosyal medya gönderisini düşün. Altında yazan “Evet, çok güzel, harika bir gün geçirdik!” cümlesi, sadece bir cümle değil. Aynı zamanda kişinin, içinde bulunduğu ruh halini ve çevresini de yansıtan bir açıklama. O paylaşım, sosyal medya üzerinden birbirimize gönderdiğimiz birer “merhaba” anlamına geliyor.
Tabii, bazen de iletişim insanın o kadar çok içine işliyor ki, bu mesajları çözmek bazen imkânsız hale geliyor. Örneğin:
Whatsapp’tan Bir Mesaj:
“İyi akşamlar! 🙂”
İç Sesim: “Neden bu kadar nötr bir emoji kullanıldı? İyi akşamlar demek yerine bana sadece ‘İyi akşamlar! :)’ demek neden yetiyor? Arkasında başka bir şey mi var?”
Evet, iletişimci kafası bu işte! Hemen analiz yapıyorum, düşündüklerimi de tabii arkadaşımın yüzüne vuruyorum, sonra iyice kafa karıştırıyorum.
İletişimci Olmak: Bir Zihinsel Labirent
Yavaşça iletişimci olma yoluna adım attığımı fark ediyorum. Bir gün bir arkadaşım bana şöyle dedi: “Sen her şeyi analiz ediyorsun ya, bu işinle ilgili bir şeyler yapmalısın.” Ne demek istediğini hemen anladım. O an düşündüm ki, evet, iletişimci olmak bir tür zihinsel labirentte yol almayı gerektiriyor.
Bir gün çok basit bir soru sordum:
Ben: “Beni neden aradın?”
Arkadaşım: “Sadece seni merak ettim.”
Ben (iç ses): “Aa, ilginç! Peki ya bu yüzden mi aradı? Acaba başka bir şeyin üstünü mü örtüyor?”
İşte burası tam bir iletişimcinin alanı. Kafanda soru işaretleri, yorumlar, alt metinler dans ederken, sen sadece normal bir sohbeti sürdürebiliyorsun. Ama o an her şey bambaşka bir boyuta geçiyor. Sadece kelimeleri değil, davranışları, ses tonlarını, mesajların saatini bile dikkate almak zorundasın.
Kısa Diyalog:
Ben: “Ya ben seni arayacağım, ama biraz sıkıldım, belki seninle konuşurum.”
Arkadaşım: “Beni mi? Ama biz zaten az önce konuştuk.”
Ben: “Evet, ama o konuşma biraz da yanlış anlaşıldı. Şimdi bambaşka bir açıdan bakıyorum.”
Arkadaşım: “Vay canına! O zaman gel konuşalım da, bu karmaşayı çözelim!”
Bu tarz içerikler, bir iletişimcinin ruh haline çok yakın. Her şeyin altındaki anlamları çözmeye çalışırken, kendi düşüncelerinizi de yüzeye çıkarmak zorundasınız. Bir nevi mental ping pong oyunu, ama tek bir topla.
İletişim Ne İş Yapar: Aslında Her Şeyi
Sonuçta iletişim ne iş yapar? Aslında her şey! Evet, bu kadar basit. Bütün hayatımızı şekillendiren şey, bu küçük anlık etkileşimler. Ne söylediğimiz, nasıl söylediğimiz, hatta kimi zaman ne söylemediğimiz bile iletişimin parçası. O yüzden zaman zaman hepimiz iç sesimizi dinleyip bir duralım, bakalım karşımızdaki kişi ne demek istemiş olabilir. Çünkü iletişim, sadece kelimelerden çok daha fazlasıdır.
Bence iletişimci olmanın temelinde yatan şey de tam olarak bu: Her zaman bir adım ileri gitmek, her yeni bilgiyi analiz etmek ve nihayetinde karşındakinin “ben aslında bunu demek istedim” dediği anı görmek. Bu da ancak sabırla, dikkatle, ve belki biraz da esprili bir yaklaşım ile mümkündür.
Ama ben yine de soruyorum: İletişim ne iş yapar?