Tekabül Hangi Dilde?
Hayal Kırıklığının İlk Anı
Kayseri’nin soğuk, gri bir sabahında, bir kafede oturuyordum. Kahvemi karıştırırken dışarıdaki manzara, o kadar sıradandı ki, bir an için evin dışında olmaktan bile rahatsız oldum. O an düşündüm: Tekabül hangi dilde? Kelimeyi zihnimde tekrar tekrar sayarken, ne demek olduğunu gerçekten çözemedim. Kelime, bana uzun süre önce bir kitapta karşılaştığım ve hala unutamadığım bir düşünceyi hatırlatıyordu. Ama neydi bu? İçimde bir boşluk oluştu.
O gün kendimi biraz kaybolmuş hissediyordum. Günlüklerime yazdığım notlardan birini tekrar okudum: “Hayat bir şekilde sürekli önümüze yeni yollar açarken, biz neyi bulduğumuzu bazen bilemiyoruz.” O an, bu sözlerin tam anlamını hissettim. Zihnimde bu kelime, bir yolda kaybolmuş gibi hissettiren tekabülden başka bir şey değildi. Ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilemediğim bir şeydi ama içimde garip bir duygu uyandırıyordu.
Bir Anlık Heyecan ve Hızla Gelen Hayal Kırıklığı
Hayatımda karşılaştığım bu kelimeyle bir başka sahne daha belirdi kafamda. Üzerimde ağır bir yorgunluk vardı ama buna rağmen bir şeylerin değişmesini çok istiyordum. O yüzden o gün, tekabülün anlamını bulmaya karar verdim. Yolda ilerlerken bir arkadaşım bana merhaba dedi, başımı çevirdim ve “Nasılsın?” diye sordum. O anda hiç beklemediğim bir şekilde beni kaybolmuş gibi görmesi beni çok etkiledi.
Bu an, sanki bir nehir gibi akıp geçti ve bir anda ben ne olduğunu anlamadım. Anlam arayışımda, bir şeyleri yerine oturtamamıştım. O gün, kelimenin anlamını bulmak adına çok heyecanlıydım ama en sonunda “tekabül”ün farklı bir anlamda ne demek olduğunu öğrendiğimde hayal kırıklığına uğradım. Çünkü beklediğim o derin anlamı bulamamıştım. Tekabül, aslında “bir şeyin başka bir şeye denk gelmesi” demekti. Bu kadar basitti. Fakat ben ne kadar daha derin bir şey beklemiştim, bilmiyorum. O an fark ettim ki bazen, hayat da böyle; beklediğin kadar büyük bir şey değil, küçük ve basit olabilir. Ama işte o küçük şeyler bazen kafanı karıştırır, seni daha çok heyecanlandırır.
Tekabül: Hayatın Küçük Tesadüfleri
Zaman geçtikçe, “tekabül” kelimesinin anlamını anlamaya çalışırken, aslında hayatımın en büyük tekabüllerini yaşadığımı fark ettim. O gün kafede düşündüğüm gibi, küçük bir tesadüf, bir kelimenin ardında ne kadar çok anlam bulundurabiliyor. Hayatımda pek çok kez, bir şeyin başka bir şeye denk gelmesi, beni sonrasında büyük bir yolculuğa sürüklemişti. Ne zaman bir şeyin “gerçekten” anlamını çözmeye çalışsam, genellikle başka bir yolda kaybolmuş gibi hissediyordum. Ama her kayboluşun bir yönü de vardı: Yeni bir keşif, başka bir yaşam alanı, farklı bir bakış açısı.
Geçen gün, en yakın arkadaşımla otururken, o anki konuşmamızda aslında her şeyin “tekabül ettiğini” fark ettim. Yıllardır birbirimizi tanıyoruz, belki on yıl önce birbirimize “merhaba” demişken de biz tam bu noktada buluşmayı hayal edemezdik. O an bir şeyin içimi rahatlatan bir tekabül olduğunu düşündüm: Hayatımızdaki birçok şey aslında doğru zamanda ve doğru şekilde denk geliyordu. Ne beklediğimizi ya da ne beklememiz gerektiğini tam olarak bilemesek de, hayatın getirdiği küçük tesadüflerin, doğru yerde buluştuğumuzu gösterdiğini fark ettim.
Sonuçta Anlayabildiğim Tek Şey: Bazen Her Şeyin Bir Anlamı Olmaz
Günlüklerime bu sahneleri yazarken, tekabülün anlamını da biraz daha farklı bir şekilde anladım. O kadar çok anlam yüklemiştim ki, aslında aradığım derinliği bulamamıştım. Belki de hayat her zaman böyle bir şeydir. Her olayın ve her kelimenin anlamını çözmeye çalışmak yerine, bazen olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Tekabül, belki de yaşamın sürekli içinde bizi takip eden küçük, bazen farkına varamadığımız anlamlardır. O anlar birbirine denk gelir, kaybolursun ve sonra her şey bir şekilde yoluna girer.
O kadar heyecanlanmıştım ama sonunda sadece basit bir kelime buldum. Ancak o basit kelime, bana hayatımın anlamlı yönlerinden birini fark ettirdi. Beklentiler, duygular ve hayal kırıklıkları hep birbirine bağlı. Kim bilir, belki de hayatta en önemli şey, bir kelimeyi doğru anlamak değil, onu en doğru şekilde hissedebilmektir. Tekabül hangi dilde derken, belki de hayatın kendisinde, kelimelerin ötesinde bir anlam buluyorum.